İTÜ GELİŞTİRME VAKFI ÖZEL BEYLERBEYİ ORTAOKULU'NUN DÜZENLEDİĞİ 6. GELENEKSEL ÖYKÜ YARIŞMASI'NDA OKULUMUZ 6. SINIF ÖĞRENCİLERİNDEN NAREG VARTANYAN

İTÜ Geliştirme Vakfı Özel Beylerbeyi Ortaokulu'nun düzenlediği 6. Geleneksel Öykü Yarışması'nda okulumuz 6. Sınıf öğrencilerinden Nareg Vartanyan "Tükenmeyen Umut" isimli öyküsüyle birincilik ödülüne layık görüldü. Düzenlenen törende birincilik ödülü olan tablet bilgisayar, ITÜGVO Beylerbeyi Ortaokulu Müdürü Aybars Şehirtay tarafından öğrencimize takdim edildi. Öğrencimizi tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.

TÜKENMEYEN UMUT
            Yazlıktayız… Kızgın güneş tam tepemizde ve bizi eritmeye kararlı. Öyle sıcak ki saçlarımıza döktüğümüz su, dakikalar içinde kuruyor. Hayvanların su kabındaki sular bile dayanmıyor bu sıcağa…
            İskele meydanında kuşlara yem veriyoruz. Güvercinler üst üste daha çok yiyebilmek için yarışıyorlar adeta. Karınları doyduktan sonra da o minicik gagalarıyla su içiyorlar buldukları her yerden. Küçük bir fıskiye havuzu var tam meydanda, hepsi de oraya diziliyorlar. Ve suya düşmemek için dikkatle defalarca eğilip kalkıyorlar. Sonra biraz daha yem ve ardından yine su derken bu her gün böyle sürüp gidiyor.
            Bazı çocuklar güvercinlere yem verir gibi yapıp onları yakalamaya çalışıyorlar. Pazar yerinde satıp para kazanmak için… Onlarca siyah güvercinin içinde sadece iki tane beyaz güvercin var ve bu çocuklar, özellikle onları tutmaya çalışıyorlar. Pazar yerinde “Azat Kuşçuları” olarak tanınıyorlar. Yakalayıp koca bir kafese koydukları kuşları beş, altı lira karşılığında uçurup azat ediyorlar. Beyaz güvercinleri de 10 liradan azat ediyorlar. Az oldukları için kıymetli güvercinler…
            Bazen de onları yakalamaya çalışan kedilerden ürküp kaçıyor zavallıcıklar.
            Pazar kurulma günü Perşembe’dir. Her Perşembe bir kuş azat ettirmek gelenektir bizim oralarda.
            Gencin biri yakalar nihayet beyaz güvercini, tuttuğu gibi koyar kafese -diğerlerinin yanına- koşar adımlarla gider pazar yerine. Beyaz güvercin çaresiz, aç, susuz sıcakta bekler saatlerce biri gelip 10 lira ödeyip azat etsin diye kendisini… 10 lira çok gelir gelen gidene ve kimse beyaz güvercini azat etmez. Umudu yavaş yavaş tükenir zavallı güvercinin… Sesi, soluğu kesilir; yorgun ve bitkin düşer, öleceğini düşünür. Nedir bu çektikleri kuşların bir kedilerden bir insanlardan? Ne zararları vardı ki? Kanat çırpıp, ötmekten başka…
            Gökyüzünü düşünür; uçmayı özlemiştir zavallı güvercin… Birden gözü kararır, başı döner, anlar ki ölecek. Tam da o sırada minik bir çift el girer kafesten içeri ve hafifçe tutar bizim beyaz güvercini… Başını öper, minik parmaklarıyla okşar kanadını, avuçlarından su içirir. Bir an göz göze gelir kahramanı ile beyaz güvercin ve salıp azat eder onu bu minik eller. Gökyüzünde salınırken kahramanına adeta teşekkür eder gibi kanat çırpar.
            Bu minik ellerin sahibi 10 lira uzatır Azat Kuşçusu’na. Kurtarır beyaz güvercini ve devam eder yoluna, kendiyle gurur duya duya…
 
Nareg Dikris VARTANYAN